top of page

Mayıs Sıkıntısı

  • 22 Eyl 2025
  • 1 dakikada okunur

Ayda yılda bir okuduğum kitaplar, izlediğim filmler hakkında yazma isteği epeyce yenidir bende.

Hele de sıradan olanı güzel anlatıyorsa...



Yaş, ellerim cebimde, kendi kendime yürümeyi en sevdiğim yaş olduğundan ve biraz da en iyisi, mükemmeli, bir üst sürümü olgularını duymaktan sıkıldığımdan galiba :)


Bir yönetmen olduğumuzu ve anne babamızı filmimizde oynattığımızı hayal edelim.

(Hemde şu güzel ekonomik düzende en düşük bütçe ile nazınızın geçtiğin insanlarla... Güzel olmaz mıydı? :) )


Muhtemelen anneniz siz ne derseniz yapacak; "oğlanın/kızın gönlü olsun" diyecek. Babanız ise aklında çok daha önemli binbir derdi ile arada isyan edecek, gereksiz bulacak, eleştirecek ama en sonunda size ayak uydurmak zorunda kalacak. Siz ise, kendi derdinizden belki anne babanızın dertlerini göremeyecek kadar kör olacaksınız.


Nuri Bilge Ceylan, Mayıs Sıkıntısı filmi ile bize bu tatlı anları, kendi ailesini filminde oynatarak, tüm şeffaflığı ile gösteriyor.

Filmde, basit olanın güzelliği; kendi ailemizin ve yaşamımızın aslında en güzel hikayeler ve oyunculuklara nasıl taş çıkartacağı en güzel şekilde anlatılıyor. Güzel Çanakkale'nin yeşil manzarası da tatlı niyetine bize sunuluyor.


Bir çocuğun, yumurtayı cebinde 40 gün kırmadan taşımayı başarırsa sonunda elde edebileceği saat yüzünden (olmayacak hedefler koyan büyükler yüzünden de diyebiliriz) hile yapmayı öğrenmek zorunda kalması... Masumiyetimizin çocukluktan itibaren nasıl ve kimler tarafından değiştiğini bize çarpıcı şekilde gösteriyor.


Doğal ama mükemmel olmayan oyunculuklar, sıradanı güzel işleme arayışınız varsa, tavsiyemdir. :)

 
 
 

Yorumlar


Tanıtılan Yazılar
Son Paylaşımlar
Arşiv
Etiketlere Göre Ara
Bizi Takip Edin
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square
bottom of page